Bağlanma Korkusu

Yalnızlığımı sorguladığım bir dönemdeyim. Eğer hayatınızdaki bir sorun süreklilik kazanmışsa artık bu durumdan çevrenizi sorumlu tutamaz hale gelirsiniz. Sorun olarak gördüğünüz şeyler zamanla düzelir ama siz aynı kalırsınız. Bu durumda "Demek ki yanlış bende!" demek farz oluyor. 

Çocukluğumdan beri insanlarla aramda hep görünmez bi mesafe bırakırım. Bunun yapısal bir durum olduğu söylendi hep. Babam ya da annem başımı okşamak istese geri çekerdim kendimi. Onlar da beni böyle kabullendi ve üstelemedi. 

Yalnızlık tercih edilebilir mi? Yani bir insan yalnız olmak ister mi? Sevilmekten kaçar mı? Etrafımdaki insanların bir ilişkiyi başlatabilmek ya da sürdürebilmek için sarfettikleri çabaya hayranlık duyuyorum. Onlar da sevdiğim hatta sevildiğim insandan ufak mazeretler öne sürerek kaçmamı anlayamıyorlar. Bazen kültür farklılığı, bazen farklı maddi koşullarda yetişmiş olmak, bazen felsefelerin tutmaması, hatta bazen farklı müzik zevkleri... Bazen de mükemmel olarak tanımlayabileceğiniz biri çıkıyor karşınıza. O ufak hoşlanma belirtilerini kafanızda büyütüyorsunuz ve onun da sizden hoşlandığına ikna olup açılıyorsunuz. Oysa karşınızdaki size herkese davrandığından farklı davranmamıştır. Aslında siz de bunun farkındasınızdır ve görmezden gelmişsinizdir. En başından beri amacınız zaten reddedilmektir. Çünkü siz gerçek bir ilişki yaşamaktan korkuyorsunuz ve imkansızı (size göre) kovalıyorsunuz. Sonunda da mağduru oynayıp kendinize acıyorsunuz. Bazen kendinizi karşınızdaki insana göre yetersiz bazen fazla buluyorsunuz. Kafanızda hep birden fazla seçenek oluyor ve kararsızlık yaşıyorsunuz. 

Birgün karşınıza biri çıkıyor ve etrafınızda dört dönüyor. Aylarca sabırla size yakın olabilmek için uğraşıyor. Hiç olmadık şekillerde karşılaşıyorsunuz. Ortamda onun olduğunu farketmek bile kalbinizin daha hızlı atmasını ve yüzünüzün kızarmasını sağlıyor. Gözgöze gelmemeye çalışıyorsunuz. Ve birgün sizden karşılık göremeyince köşesine çekiliyor, sizle karşılaşmamaya çalışıyor, umutsuz ve asabi birine dönüşüyor. İşte tam da bu dönemde yani karşınızdakinin umutlarını söndürmeyi başardığınızı anladığınız dönemde siz onla tanışmaya can atar hale geliyorsunuz. Oysa bu ihtimal bile sizi korkutmaya yetiyor. Sonra tüm bu süreci mantığınızı kullanarak tekrar gözden geçiriyorsunuz ve evet kesinlikle ortada bir yanlış var diyebiliyorsunuz artık.

Biraz araştırınca sorunumun "bağlanma korkusu" olduğunu anladım. Hepimiz mutlaka duyuyoruz bu tabiri ama çok yüzeysel bir söylem olarak algılıyoruz. Aslında bebeklik dönemine dayanan ciddi bir rahatsızlık ve tüm hayatınızı etkiliyor. Ailenizle, arkadaşlarınızla, sevgilinizle, eşinizle hep bir mesafe bırakıyorsunuz aranızda. İş yerinizde bile uzun süre çalışma fikri korkmanız için yeterli oluyor ve sık sık iş değiştiriyorsunuz. Çoğu arkadaşınızla sadece telefon ya da sosyal medya aracılıyla görüşüyorsunuz. Yalnızlık ruhunuzu tüketse, bedeninizi hasta etse de yalnız olmadığınızda kendinizi boğuluyor gibi hissediyorsunuz. Anladığım kadarıyla bu tek başına aşılabilecek bir sorun değil. Bu nedenle psikolojik destek almaya karar verdim.

Umarım bağlanmanın özgürlüğünü tadabilirim(z).

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !